14.12.2009

artvin tanıtımıve tarihi geçmişi..

ARTVİN'İN TARİHİ

Tarih Öncesi Çağlarda Artvin ve Çevresi
Göçebe yaşam tarzını benimseyen biz Türklerin ataları yazılı edebiyat yerine sözlü edebiyat geliştirdikleri için, günümüzde Artvin’in tarih öncesi dönemlerine ait bilgileri İran ve Bizans kaynakları yada Erzurum ya da Kars’a dair günümüz araştırmacılarının eserlerinden öğrenebilmekteyiz.
Artvin ve çevresi oldukça köklü ve zengin uygarlıkların yaşadığı bir bölgedir. Toprak yapısının elverişsiz olması ve bilim merkezlerinden uzaklığı nedeni ile planlı ve bilimsel tarzda arkeolojik çalışmalar yapılamamıştır. Buna rağmen Prof Dr. İbrahim KÖKTEN’in Kars civarında ve Çıldır Gölünün karşısına yaptığı kazılarda dolmen ve menhir kalıntıları bulunmuştur. KÖKTEN 1965’te Kars’ın güneyinde ve Aras nehrinin kuzey kesimindeki Ala Dağın doğu eteğinde Camışlı Köyünün sınırındaki kayalıklarda geyik avcılığı ile ilgili duvar resimleri bulunmuştur.
1933 ve 1955 yıllarında Yusufeli ve Şavşat yörelerinde halkın bulduğu bakır baltaların MÖ 3000-4000 yıllarına ait olduğu sanılmaktadır.
Aynı yörede bulunan tunç baltaların 3000-2000 yıllarına ait oldukları bilinmektedir.
Artvin ve çevresi tarih öncesi devirleri cilalı taş devrinden başlayarak bakır-tunç demir devri olarak sırası ile yaşamıştır. MÖ 10 bin ile 8 bin yıllarından kalma cilalı taş çağına ait insan izleri Artvin’de de bu çağlarda insanların yaşamış olduğu izlenimini vermektedir. Bulunan madeni eşyalar ise tarih öncesi devirlerin sırası ile yaşandığını belgelemektedir.
Artvin’de İlk Devletler ve İstilalar
Artvin’e egemen ilk Kavim Türklerin ataları olarak kabul gören Hurrilerdir. MÖ 2000 tarihinden başlayarak Huriler Artvin ve çevresinde site devletleri kurmuşlardır. Hitit kralı II. Murşit MÖ 1360’ten itibaren 20 yıl sürdüğü seferler ile Artvin’i ele geçirmiştir.
Hurrilerin soyundan gelen Urartular, başkenti Van olan, geliri tarım-hayvancılık-ticarete dayalı doğru Anadolu merkezli bir devlet kurmuşlardır. Kuzey sınırlarını Artvin’e kadar genişlettiler. Ancak doğudan büyük göçlerle gelen İskitlerin baskısına dayanamadılar ve yıkıldılar. Artvin bu kez Kafkasya merkezli İskit devletinin batı sınırında yer aldı.
Eski Yunan tarihçisi Heredot’un İskit diye nitelendirdiği bu devlet çağının öncüsüydü. Tekerleği icat eden, atı evcilleştiren, tarihte ilk beyin ameliyatını gerçekleştiren İskitler, Artvin’i ele geçirerek bu alanı askeri üs olarak kullanmaya başlamışlardır.
İskitler sonrası Arsaklar adı verilen sülale Artvin’e egemen oldu. Şamanist dini öğretiye inanan bu sülale MS 350’li yıllarda Bizans etkisinde kalarak İsevi dini kabul ettiler. Daha sonra da Bizans’ın tahakkümü altına girdiler. 575 yılında İran Kralı I. Darivs Bizans’a saldırınca bundan istifade eden Hazar Türküleri (11) Çoruh boylarına egemen oldular.
Hz.Osman döneminde İslam orduları kumandana Mesleme Oğlu Habib Bizans’ı yenerek Şavşat-Ardanuç-Artvin’i ele geçirdi. Hazar denizine ilerlemek istese de Musevi yeti kabul eden Hazarlar tarafından durduruldular. Emeviler döneminde Hazarlar ile birleşen Artvin halkı İslam ordularına karşı direndi. 786’da Abbasi Halifesi Harun Reşit Çoruh bölgesini başkenti Bağdat’a bağladı.
853-1023 Artvin Bagratlar ve Sac adlı Abbasilere bağlı iki beylik kuruldu. Sac emirliği yıkılınca Artvin tekrar Bizans’ın eline geçti. Bu esnada İran Merkezli kurulan Selçuklu Devletinin reisi Tuğrul Bey Anadolu nun keşfi için 1018’de kardeşi Çağrı Bey’i batıya gönderdi. 1040 Dandanakan Savaşında Gaznelileri yenip devlet statüsüne çıkan Selçuklular 1048 Pasinler savaşı ile Artvin sınırına kadar geldiler.
Alparslan 1064’te Gürcistan seferine çıkarak Çoruh boylarını ele geçirir. Alparslan’ın ölümü üzerine Bizans’tan yardım alan Gürcü Kralı Gorgi Artvin’i tekrar ele geçirdi. Fakat 1081’de Melikşah’a yenilince Melikşah’ın desteği ile Çoruh’uda içine alan Erzurum-Bayburt –Kars merkezli Saltukoğlu beyliği kuruldu. Türk nüfusunun Artvin’e yayılması hızlandır.
Büyük Selçuklu Devletinin yıkılışı sonrası Artvin Azerbaycan merkezli İldeniz oğlu Atabeyliğine bağlandı. 1263’te Kubilay Artvin’i ele geçirerek bu yöreyi İlhanlı topraklarına kattı. 1265’te Kıpçak Türkü olan Sark is bu yörede Çıldır Atabeyliğini kurdu.
1458-1463-1466 yılları arasında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Çoruh boylarına üç sefer düzenlese de Osmanlı hükümdarı II. Mehmed’e Oltukbeli savaşında yenilince zayıflama süresince girerek Safevilerin 1502’de eline geçmiştir.
Osmanlı Serhat Şehri Artvin

Artvin İlinin Osmanlı yönetimine geçtiği evrelere ait belgeler yeterli değildir. Bununla beraber II. Mehmed’in Trabzon Rum Devletini yıkarak Karadeniz bölgesinin sahil kıyısını Artvin İlinin kıyı kesiminden itibaren ele geçirdiği bilinmektedir. Bu esnada Artvin-Yusufeli-Ardanuç-Borçka Çıldır Atabeyliğinin elinde bulunuyordu.
I. Selim Trabzon valisiyken Gürcistan’a yaptığı seferde Batum’un güneybatısında bulunan Güney Kalesini ele geçirmiştir. Bu kalenin adı ile sancak kuran I. Selim sancağa Borçka-Hopa ve Artvin’i bağlamıştır. Çaldıran seferinden 20 yıl sonra Erzurum Beylerbeyi Mehmed Han Yusufeli civarına akınlar yapmıştı. Ardanuç Atabeyi II. Keykavus ayaklanınca I. Selim’in oğlu padişah I.Süleyman ikinci veziri Kara Ahmet Paşayı isyanı bastırmakla görevlendirmiştir. Kara Ahmet Paşanın İkinci seferi ile Pert-Eğekte adlı ilk Livane Sancağı kuruldu. 1549-51 yılları arasında Şavşat-Yusufeli arasındaki Ardanuç bölgesi iki yıl kadar II. Keykavus’un elinde kaldı. 13 Haziran 1551 günü Ardanuç Kalesini de fetheden Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa bu bölgeyi de Osmanlı ülkesine kattı. II. Keykavus kaçarak İran’a sığındı.
1627’de Osmanlı topraklarına katılan Acaristan’ın önemli bir merkezi olan Batum şehri ise III. Ahmed dönemi vezirlerinden Hasan Paşa tarafından 1703’te kurulmuştur.
Artvin ve çevresi Çıldır eyaleti ile birlikte yaklaşık 250 yıl Osmanlı Devletinin egemenliğinde kalmıştır. 1828 Osmanlı Rus savaşı ve savaş sonucu imzalanan Edirne Anlaşması ile Ahıska Osmanlı elinden çıkınca Çıldır eyalet teşkilatı bozuldu. Anlaşma gereği Çıldır eyaletinin bir kısmını Osmanlı kaybetti. Buna karşılık Artvin-Borçka-Ardanuç-Şavşat-Yusufeli Osmanlı elinde kaldı.
1854-56 Kırım Savaşında Osmanlı Devleti İngiltere’den aldığı destek ile Batum yakınlarındaki Şevket-İl kalesine saldırdı. Savaş başlayınca 600 kadar Artvin’li gönüllü Kars savunmasında başarılı savaşlar verdiler.
Rusların güneye inme ve dünya imparatorluğu yaratma planı ile 1877-78 (93 Harbi) Osmanlı-Rus savaşı çıktı. Bu savaş Artvin yöresi halkına pahalıya mal oldu. 24 Nisan Rusya Kars-Ardahan-Batum’u işgal ettikten sonra Türk topraklarına doğru ilerlemeye başladı. 2 Mayıs 1877’de 800’den fazla askerimizi şehit ettiler. Ardahan dolayını ele geçiren Ruslara karşı Artvin halkı Ardanuç ve Şavşat’a doğu göç etmeye başladılar.
Şıpka geçidinde hatalı hatlar kuran Süleyman Paşa yüzünden Ruslar bu hatları delerek Doğu Anadolu içlerine kadar ilerlediler. Osmanlı barış teklifinde bulunmak zorunda kaldı.
3 Mart 1878’de Osmanlı ile Rusya arasında 29 maddeden oluşan Ayestefanos barışı imzalandı.19. maddesinde yer alan 245.207.301 altın tazminatını ödemeyen Osmanlı, Kars-Ardahan-Batum topraklarını Rusya’ya tazminat karşılığı vermek zorunda kalmıştır. Bu barış Avrupalı devletlerin çıkarına aykırı düşünce 23 Aralık 1978’de Berlin Barışı imzalandı. Bu barış ile Elvire-i Selase denen Kars-Ardahan-Batum Rusya eline geçti.
8 Şubat 1879’da Osmanlı ile Rusya arasında imzalanan büyük Muhaide anlaşması ile Kars-Ardahan-Batum’da yaşayan Türkler batıya doğru göç etmeye başlamışlardır. Gerçek Fransız Devriminin getirdiği ulusalcılık ilkesi gerekse de Rusların güneye inmek için uyguladığı, politikalar sonucu bir Türklerin yüzyıllar boyu beraber yaşadığı, sadık millet diye adlandırdığı Ermeniler I. Dünya savaşına kadar en kanlı savaşları yaptığımız milletlerden bir olmuştur.
Milli Mücadele Döneminde Artvin
1917 Ekiminde Bolşevikler Rusya’da yönetimini ele geçirerek Ramonov hanedanlığını devirince yeni kurulan Sovyet Rusya I. Dünya savaşından çekilerek 18 Aralık 1917’de Artvin ve Şavşat’tan çekildi. Sovyet Rusya 3 Mart1918’de I. Dünya savaşına katılan devletlerle imzalandığı Bresk-Litovsk Anlaşması hükmünce Kars-Ardahan-Batum’u Osmanlıya bıraktı. 15 Kolordunun başında bulun Kazım Karabekir Erzurum-Erzincan-Erivan bölgesine girdi. 18 Haziran 1918’de Osmanlı Hükümeti Gürcistan Milli hükümeti ile anlaşarak Kars-Ardahan-Batum illerinde hak iddia etmelerini engelledi.
I. Dünya savaşından yenik ayrılan Osmanlı Devleti adına 30 Ekim 1918’de Bahriye Nazırı Rauf ORBAY Mondros Ateşkes Anlaşmasını imzaladı. Bu ateşkesten 1 ay sonra 17 Aralık 1918’de İngiltere Batum’u işgal etti. 1878-1918 arası 40 yıl süren Rus işgali sonrası İngiliz işgali başlıyordu. Mondros’un 5.Maddesi gereği işgale karşı direnen Milislerin elinden silahları alındı. İngiliz generali Ravtenson Kazım Karabekir’e çektiği telgraf ile ordusunu terhis etmesini istese de Karabekir bunu kabul etmedi. 19 Mayıs 1919’da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Türk yurdunun düşman işgalinin kurtuluşu için Samsun’da ele aldığı meseleyi Havza ve Amasya Genelgeleri ile tutuşturdu. Doğu Anadolu’da 23 Temmuz’da topladığı Erzurum Kongresi ile yöre halkını emperyalist İngilizler ve piyonu Ermenilerin niyetlerine karşı birleştirdi.
1920 başında Gürcistan’da bulunan Gürcü İslamaiyesi adlı cemiyet Batum ve Artvinli Gürcistan’a katarak istiyordu. Bu olayı haber alan Kazım Karabekir olayı önledi. 28 Ocak 1920’de son Osmanlı Mebuslar Meclisinde alınan Misak-ı Milli kararları ile Kars-Ardahan-Batum’da halkoylamasına gidileceği kararı alındı. Bu kararın alınmasının temel nedeni bu topraklarda Türk nüfusunun fazla olmasından kaynaklanıyordu. İngiliz işgal kuvvetlerinin Batum’dan çekilmesi üzerine Gürcistan hükümeti 1 Temmuz 1920’da Batum’u işgal etti. Bu işgal sırasında TBMM’nin Batum Milletvekillerinden M.Edip DİNÇ ve Ahmet Akit Beyler 1129 kişilik Milli olayları ile işgale karşı üstün gayretler sergilemişlerdir. TBMM’nin Eylül-Aralık 1920’de üç ay süren Ermeni savaşında başarılı olması sonrası M.Kemal Gürcü hükümeti ile temaslara başlamıştır.
Artvin’in Kurtuluşu
Gürcistan sefiri Siman MİDİVANI 17 Ocak 1921’de Ankara’ya gelerek itimatnamesini M. Kemal’e iletir. M. Kemal Gürcü sefaretinden derhal işgal ettikleri toprakları boşaltmalarını ister. Sefir geçen günler boyunca TBBM Hükümetini oyalamayı sürdürünce Hariciye Nazırı Bekir Sami Bey Gürcistan’a sert bir nota verdi. 23 Şubat 1921’de TBMM ve Gürcü hükümetleri arasında Batum anlaşması imzalandı.
Bu tarihten itibaren Artvin-Ardanuç-Borçka ve Şavşat’tan Gürcü kuvvetleri çekildi. 45 yıllık esaret sona erdi. Diğer yandan Trabzon’dan Artvin’e kuvvetleri ile hareket eden Miralay Şükrü Bey Oruçlu köyünden Kamil Beyi Kaymakam vekili tayin ederek kendisi Batum’a geçti. 7 Mart 1921’den itibaren Artvin’de Türk bayrağı dalgalanmaya başladı.
Cumhuriyet Döneminde Artvin
İsmet İnönü'nün Artvin'i Ziyaretleri1878-1918 ve 1918-1921 arası Rusya-Ermeni-İngiliz-Gürcü idaresinde kalan Artvin-Borçka Şavşat kazaları 7 Mart 1921’den itibaren 4 ay kadar Ardahan kazasına bağlanmıştır. Yeni Türk devletinin ilk Anayasası olan 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye’de 24 Nisan 1924’te yapılan değişikler ile Liva-Sancak teşkilatı kaldırılınca Artvin vilayet haline geldi. 1926 Haziranında 877 sayılı kanunla Yusufeli kazası Erzurum vilayetinden alınarak Artvin’e bağlandı. 1928’de 1282 sayılı kanunla Borçka kazası nahiye haline getirilerek Artvin’e bağlandı. Artvin'in İlk Valisi Mesut Bey Dokuz yıl Artvin vilayeti teşkilatı ile yönetilen bu yerler 1 Haziran 1933’te 2197 sayılı kanunun ikinci maddesine göre merkezi Rize olmak üzere Artvin ve Rize birleştirilerek Çoruh vilayeti teşkil edilmiştir. Arazi şartlarının zorluğu, Artvin ve çevresinin vilayet merkezine olan uzaklığı birtakım sorunlara yol açmıştır. Dönemin Başbakanı İsmet İNÖNÜ’nün 25 Temmuz 1935 tarihindeki Artvin’i ziyaretinde durum kendisine iletilmiştir. Bunun üzerine hükümet 4 Kasım 1936’da kabul edilen 2885 sayılı kanun ile merkezi Rize olan Çoruh vilayeti kaldırıldı. Artvin Merkez, Hopa,Borçka, Şavşat kazaları ile evvelce Erzurum’a verilmiş Yusufeli Kazasını da alarak Artvin olan Çoruh İli teşkilatı kabul edildi.
kaynak   www.artvin.gov.tr

13.12.2009

artvin berta ( ortaköy) hakkında bilgiler

Berta Hakkında Bilgiler


Merkez Ortaköy'ün eski adı. Aynı zamanda eski nahiye merkezi Ortaköy'e bağlı köyleri( BağcılarOpiza), Pırnallı (Porta), Sakalar (Saltetri), Çimenli (Cimerk), HamamlıDolishana),Alabalık(Kaçhal) ) de içine alan bölgenin adıdır. Karçhal Dağı zirvesinin güney etekleri ve bunlar arasındaki derin vadiler ile kuzeydoğu-güneybatı istikametinde akan ve Çoruh Nehri'nin bir kolu olan Berta Deresi'nin vadisi arasındaki Dolishana(Hamamlı) köyü ile Porta(Pırnallı) köyü arasındaki bölge olarak tarif edebiliriz.] ( (

Etimoloji

Berta isminin kökeninin Prof. Bilge Umar, kitabında Ermenice kale anlamındaki "Pert" ten gelebileceğini iddia ediyorsa da, gürcüce yaşlı ve aynı zamanda keşiş anlamına gelen "beri" kelimesine -ta çoğul ekinin eklenmesi ile oluşan "yaşlılar, keşişler yeri" kelimesinden gelmiş olması daha mantıklı bir açıklamadır.
Bölgedeki altı köyün tamamında Türkiye türkçesi Ahıska Ağzı ile konuşulmaktadır. Kullanılan yöresel kelimelerde gürcüce kelimeler önemli bir yer tutarken, ermenice ve azeri türkçesinden geçmiş kelimeler de bulunur. Ayrıca bir çok kelime de eski anadolu türkçesindeki haliyle kullanılagelmektedir.

Eski cami
Enlarge
Eski cami
Berta 8. ve 9.yy lardan itibaren önemli Gürcü kültür merkezlerinden biriydi. Tarihi Klarceti
Bu manastırlardan Berta Manastırı,Opiza Manastırı,Daba Manastırı,Parehi Manastırı,Handzta Manastırı,Gunatlis Vani Manastırı,Midznazori Manastırı,Tskarostavi Manastırı,Cmerki Manastırı,Dolishana Manastırı Berta bölgesi sınırları içindedir.
1122 yılında Tiflis'in geri alınması ile önemini kaybeden bölgede manastırlar 15.yy a kadar faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı(93 Harbi) sonucunda yapılan Berlin Antlaşması ile Rusya'ya savaş tazminatı olarak verilen bölge içinde kalan Berta'dan da önemli göçler olmuş, İstanbul,Şile'deki Üvezli, Kömürlük, Kervansaray, Bıçkıdere, Oruçoğlu, Ulupelit ve Darlık, Bursa'daki ArabayatağıSoğukpınar köyleri Berta'dan göç eden 93 göçmenleri tarafından kurulmuştur. 93 harbini takiben de Berta'dan bu köylere göçler sürmüş, kurtuluş savaşı sonrası bir miktar geri dönüş olsa da günümüzde de devam etmektedir.
ve
bölgesindedir. İslam ordularının Tiflis'i ele geçirip Kartli krallığını yıkması üzerine Bagratlı hanedanına mensup I.Aşot(780-826) Ardanuç kalesini imar edip kendisine başkent yapmış, burada hızla hakimiyetini güçlendirerek Bizans imparatorlarınca Ermeni ve gürcü beylerine verilen "sarayın bekçisi" anlamındaki "kuropalat" ünvanını alan ilk gürcü beyi olmuştur. Bölgedeki imar faaliyetlerini desteklemiş, Rahip Grigol Handzta(759-861) tarafından yapılan manastır inşaatlarına ve eski manastırların restorasyonuna destek vermiştir.Böylece felsefe ve teoloji merkezi haline dönüşen Tao-Klarceti bölgesi "Gürcistan'ın Sina'sı" diye ünlenmiştir.

12.12.2009

ARTVİN SINIRLARI İÇERİSİNDE YER ALAN ÖNEMLİ KUŞ ALANLARI

ARTVİN SINIRLARI İÇERİSİNDE YER ALAN ÖNEMLİ KUŞ ALANLARI
Önemli Kuş Alanları (ÖKA), kuşların korunması için uluslararası düzeyde önem taşıyan ekosistemlerdir.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde iki tane ÖKA bulunmaktadır. Bölgede bulunan iki önemli kuş alanından biri Artvin’i de kapsamaktadır. İki ÖKA’dan ilki Artvin’in de içinde yer aldığı Doğu Karadeniz Dağları ÖKA (Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Rize, Erzurum ve Artvin), ikincisi ise Akkuş Adası’dır. Doğu Karadeniz Bölgesi Önemli Kuş Alanı, yırtıcı kuşların göç ederken geçtikleri boğazları (sıradağları geçmek için kullandıkları Çoruh Vadisi ve diğer vadiler) ve üç büyük sıradağı (Soğanlı, Kaçkar ve Karçal Dağları) kapsar.
Bu alanlar, geniş ormanlar ve alpin habitatları (Avrasya yüksek dağ habitatını temsil eden örnekler) açısından önem taşımaktadır. ÖKA’nın içerisinde iki tane Milli Park bulunmaktadır. Bunlar Hatila Vadisi Milli Parkı ve Kaçkar Dağları Milli Parkı’dır (1994 yılında MP ilan edildiler).
Artvin’de bulunan diğer önemli alanlar, Çamburnu Tabiatı Koruma Alanı, Çoruh Vadisi Yaban Hayatı Rezerv Alanı (8.700 ha, 1971) ve Kaçkar Dağları Milli Parkı içinde bulunan Kaçkar Yaban Hayatı Rezerv Alanı’dır (4.143 ha, 1973). Dünya Bankası, Mart 1998’den itibaren Türkiye’nin dört ayrı biyo-coğrafik kuşağında yürütülen Entegre Doğal Kaynak Yönetimi Projesi’ni finanse etmektedir. Bu proje, Global Çevre Programı’nın (Global Enviroment Facility) Türkiye’de yürüttüğü ikinci projedir. Proje alanlarından bir tanesi, Karçal Dağları’nda yer alan Camili Orman Alanı yakınlarındadır. Alanda, Doğu Karadeniz Dağları’nın yüksek alpin çayırları ile kaplı karışık ormanlar bulunmaktadır (27.000 ha, 400-3.500 m yükseklik). Orman alanı, Gürcistan sınırına komşudur ve turizm gelişimi de ekosisteme zarar verebilir. Proje alanındaki yol yapımı çalışmalarında yol altı yamaçlarda büyük tahriplere neden olunmuştur.

kaynak www.artvinansiklopedisi.com

ARTVİN KUŞ FAUNASI ( ARTVİN KUŞ ÇEŞİTLİLERİ)

ARTVİN KUŞ FAUNASI
Avrupa’da düzenli olarak görülmekte olan kuş türlerinin %70’inden fazlası Türkiye’de görülmektedir. Bunun yanısıra Avrupa’da görülmeyen, Ortadoğu ve Kafkaslar’aözgübirçokkuştürüdeTürkiye’de görülmektedir.
Türkiye, kuşların ilkbaharda güneyden kuzeye, sonbaharda da kuzeyden güneye göçü sırasında göç yollarının tam ortasında kalır. Avrupa ve Asya üzerinden süzülerek gelen kuşlar İstanbul ve Çoruh Vadisi’ni geçerek Hatay’a doğru ilerler, Belen Geçidi’nden geçtikten sonra, Arap sahili boyunca İsrail’e, oradan da Afrika’ya ulaşırlar. İlkbaharda ise tam tersidir; kuşlar aynı yolları izleyerek kuzeye göç ederler. Sonbahar göçleri, ilkbahar göçlerine göre daha bir kalabalık olur, çünkü ebeveynler yanlarına yavrularını da katmışlardır.
Kuşların su kütlelerinden uzak durarak göç etmelerinin temel nedeni su kütleleri üzerinde termal hava akımlarının oluşmamasıdır. Kuşların uzun ve meşakkatli göçlerini tamamlayabilmeleri için hava akımlarını kullanarak en az enerji ile en fazla yolu almaları gerekir. Aksi takdirde kışlama ya da üreme alanlarına ulaşmaları çok zordur. Bu yüzden Avrupa ve Batı Asya kuşları göç etmek için doğal darboğazları kullanırlar. Türkiye’de İstanbul Boğazı, Çoruh Vadisi ve Hatay Belen Geçidi, İtalya’da Messina Boğazı ve Malta, İspanya’da ise Cebelitarık Boğazı üzerinden göçerek Afrika kıtasına ulaşırlar.
Kuşların üreme bölgelerine gitmek için yaptıkları ilkbahar göçü, mart ayı ortalarından haziran ayına kadarki süreyi kapsamaktadır. Üreme dönemi, genel olarak ilkbahar göçünden sonra başlayıp sonbahar göçüne kadarki süreçtir. Sonbahar göçü ise genellikle ağustos ayından itibaren başlayıp kasım ayına kadar devam eder.
Göç eden yırtıcı kuşlar, Borçka Macahel-İspir rotasını kullanarak, genellikle gün ışığında ve 1000 m yüksekliğin üzerinde uçarak Çoruh Vadisi’nden geçen su sistemlerine dik doğrultuda, vadinin batısından geçip Erzurum platosuna ulaşırlar.
Artvin üzerinden kuş göçleri ağustos sonunda başlayıp eylül başlarınd

sona erer. Bu zaman aralığı, genç kuşların uçmaya başladığı ve iklimsel koşulların kuzeyde kötüleşmeye başladığı dönemdir. Düşen sıcaklıklar ve kısalan günler göçü tetiklemektedir. Çoruh Vadisi’ni bir göç geçiş koridoru olarak kullanan yırtıcı kuşlar, vadide mola verebilirler.
Artvin sınırları içerisinde 17 takım, 48 familyaya ait yerli ve göçmen olmak üzere toplam 227 kuş türü tespit edilmiştir. Bunlardan 90’ı yerli kuşlardır. Tüm yıl boyunca yaz kış yerleşik olarak yaşarlar, göç etmezler. Göçmen kuşlardan bir kısmı göç sırasında yalnızca dinlenmek ve beslenmek için bölgede mola verirler; üremezler ve yuva yapmazlar. Geri kalan türler ise yine göçmen kuşlardır, ancak bunlardan bir kısmı yaz ziyaretçisi, bir kısmı da kış ziyaretçisidir. Bunlardan birçoğu Artvin’de uygun habitatlarda yuva yapıp ürerler ve bir süre sonra yanlarına yavrularını da alarak göçlerine devam ederler.
Türkiye’de bulunan 4 akbaba türünün dördünü de (Sakallı Akbaba, Küçük Akbaba, Kızıl Akbaba, Kara Akbaba) Artvin’de görmek mümkündür. Bunlardan Küçük Akbaba, yaz göçmeni iken Sakallı Akbaba, Kızıl Akbaba ve Kara Akbaba, Artvin’in yerli kuşlarındandır ve bu akbabaların hepsi de Türkiye Kuşları Kırmızı Listesi’nde yer alan tehlike altındaki türlerdendir.
Doğa Derneği ve BirdLife International (Dünya Kuşları Koruma Kurumu) tarafından hazırlanan Türkiye Kuşları Kırmızı Listesi’ne göre Artvin’de görülen tehlike altındaki kuşlardan 2’si CR (Yok olmak üzere) statüsünde, 11’i EN (Tehlike altında) ve 26’sı da VU (Hassas) statüsünde yer alıyor. Bozkır Delicesi (Circus macrourus) ve Bozkır Kartalı (Aquila nipalensis), CR (Yok olmak üzere) statüsündeki kuşlardır. EN (Tehlike altında) statüsünde yer alan 11 kuş türü şunlardır: Kara Çaylak (Milvus migrans), Sakallı Akbaba (Gypaetus barbatus), Kızıl Akbaba (Gyps fulvus), Kara Akbaba (Aegypius monachus), Çayır Delicesi (Circus pygargus), Turna (Grus grus), Karagagalı Sumru (Sterna sandvicensis), Kaşıkgaga (Anas clypeata), Küçük Orman Kartalı (Aquila pomarina), Şah Kartal (Aquila heliaca), Kır Baykuşu (Asio flammeus). VU (Hassas) statüsündeki 26 kuş türü ise Balaban (Botaurus stellaris), Erguvani Balıkçıl (Ardea purpurea), Suna (Tadorna tadorna), Küçük Akbaba (Neophron percnopterus), Yılan Kartalı (Circaetus gallicus), Yoz Atmaca (Accipiter brevipes), Küçük Kerkenez (Falco naumanni), Bıyıklı Doğan (Falco biarmicus), Gök Doğan (Falco peregrinus), Huş Tavuğu (Tetrao mlokosiewiczi), Urkeklik (Tetraogallus caspius), Kınalı Keklik (Alectoris chukar), Çilkeklik (Perdix perdix), Bıldırcın (Coturnix coturnix), Dere Düdükçünü (Tringa hypoleucos), Akdeniz Martısı (Larus melanocephalus), İnce Gagalı Martı (Larus genei), Gökçe Güvercin (Columba oenas), Kum Kırlangıcı (Riparia riparia), Ev Kırlangıcı (Delichon urbica), Buğdaycıl (Luscinia svecica), Çayır Taşkuşu (Saxicola rubetra), TaşÇoruh
Vadisi, göçmen kuşlar için dünyanın en önemli geçitlerindendir. 90 yerli kuş türünü de barındıran vadi, korunması gereken önemli bir yaşam alanı

kuşu (Saxicola torquata), Bataklık Kamışçını (Locustella luscinioides), Alaca Sinekkapan (Ficedula semitorquata) ve Küçük Kartal (Hieraaetus pennatus) türleridir.
ÇORUH VADİSİ KUŞ FAUNASI
Bölge avifauna açısından değerlendirildiğinde, kuşların göç güzergahında olması ve üreyen önemli kuş türlerini barındırması açısından önemlidir. Çoruh Vadisi, KafkasyaBölgesiileAnadolu arasında süzülerek göç eden yırtıcı kuşlar ile diğer göçmen kuşlar için çok önemli bir otoyol vazifesi görmektedir. Ayrıca bölgede, sadece bu yöreye özgü olan ya da nadir görülen birçok kuş türü bulunmaktadır. Soner Bekir, Murat Bozdoğan, Deniz Karadeniz ve Nizamettin Yavuz tarafından Doğu Anadolu Kalkınma Programı (DAKAP) Doğu Anadolu Turizmini Gelistirme Projesi (DATUR) kapsamında yapılan 2005 yılı Çoruh Vadisi ilkbahar, yaz, sonbahar avifauna çalışması ve 2006 yılı kış ortası su kuşu sayımları süresince vadi ve yakın çevresindeki alanlarda toplam 188 kuş türü tespit edilmiştir. Bunlardan 81 tanesi bölgede bulunan yerli kuş türleri olup alanda üremektedirler. Bölgede üreyen diğer 55 kuş türü ise alanı yaz göçmeni olarak ziyaret etmekte, alanda üredikten sonra kışı geçirmek üzere güneye doğru göç etmektedir. Bu kuş türleri, bahar aylarında tekrar aynı alanlara üremek amacıyla geri dönmektedir. Çoruh Vadisinde üremeyen, alanı sadece bir geçit bölgesi olarak kullanan tür sayısı ise 52’dir. Bu rakama kışlamak için gelen göçmen türler dahildir. Ayrıca, dünve Türkiye ölçeğinde çok önemli bir göç noktası üzerinde bulunan Çoruh Vadisi’nin her yıl yüzbinlerce göçmen kuş türüne ev sahipliği yapması, yörenin kuş faunası açısından zenginliğini ortaya koymaktadır.
ÇORUH VADİSİ’NDE ÜREYEN KUŞLAR
Çoruh Vadisi ve yakın çevresinde bir kısmı yerli, bir kısmı ise göçmen olmak üzere 38 familyadan toplam 136 kuş türü üremektedir. Vadide üreyen kuşlar arasında Sakallı Akbaba (Gypaetus barbatus), Kızıl Akbaba (Gyps fulvus), Kara Akbaba (Aegypius monachus), Dağ Horozu (Tetrao mlokosiewiczi) ve Urkeklik (Tetraogallus caspius) populasyonları ile Önemli Kuş Alanı (ÖKA) statüsü kazanmaktadır. Çoruh Vadisinde 81 kuş türünün bölgede yaz kış yerli olarak bulunduğu, aynı zamanda ürediği tespit edilmiştir. 55 kuş türü, vadi ve çevresinde üremekte, ardından vadiden göç etmektedirler.
KUŞ GÖZLEMCİLİĞİ
Kuş gözlemcilerine göç döneminde muhteşem manzaralar sunan Artvin ve çevresi, kuş gözlemciliği açısından önemli bir bölgedir. Dağ Horozu (Tetrao mlokosiewiczi), KafkasÇıvgını (Phylloscopus sindianus), Sürmeli Dağbülbülü (Prunella ocularis), Duvar Tırmaşıkkuşu (Tichodroma muraria), Urkeklik (Tetraogallus caspius), Alamecek (Rhodopechys sanguinea), Kara İskete (Serinus pusillus), Sakallı Akbaba (Gypaetus barbatus) ve Kızıl Akbaba (Gyps fulvus) gibi nadir ya da bölgeye özgü kuş türleri de Çoruh
ÇORUH VADİSİ’NİN KUŞ GÖÇÜ AÇISINDAN ÖNEMİ
Çoruh Vadisi, kuş göçleri açısından büyük bir öneme sahiptir. Temel olarak üç farklı ana göç noktasına sahip olan Türkiye, süzülerek göç eden kuş türleri için kesintisiz bir köprü özelliği taşımaktadır. Avrupa’da üreyen on binlerce leylek, şahin ve kartal, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından Anadolu’ya geçer. Benzer şekilde Asya ve Kafkaslarüzerinden gelen binlerce Bozkır şahini, Arı şahini ve kartal türlerinin önemli bir kısmı, özellikle Çoruh Vadisi’ni kullanarak Doğu Karadeniz Dağları’ndan Anadolu’ya giriş yapar. Daha sonra Hatay’daki Belen Geçidi’ni kullanarak Ortadoğu ve Afrika’ya doğru devam ederler.
Doğu Karadeniz Dağları’ndaki en önemli geçit alanı olan Çoruh Vadisi’ni bir göç rotası olarak her yıl ilkbahar ve sonbahar aylarında 200.000’den fazla yırtıcı kuş türü kullanmaktadır.
Sonbahar göçlerinde ağustos ayının 15’inden itibaren ilk olarak Çayır delicesi, Atmaca, Şahin göçleri başlar. Ardından atmaca ve şahin grupları gelir. Şahin türlerinden Arı şahinleri, eylül başlarında yüksek sayılarda geçip daha sonra azalırlar. Şahinler ise eylülün ilk haftasından itibaren tüm vadide yoğun bir şekilde gözlenmekle birlikte, özellikle eylül ayının ilk haftaları, şahin göçü açısından en yoğun dönemdir. Daha sonra Küçük orman kartalları ve nadiren Bozkır kartalları göçü izlenebilmektedir. Atmaca ve Yoz atmacalar ise tüm sezon boyunca az sayılarda geçmektedir. Bozkır deliceleri, eylül ayının ortasından itibaren ekim sonlarına kadar geçişlerini sürdürürlerTANER ARTVİNLİ
Editör: SONER BEKİR
Redaksiyon: ESRA PER
Katkıda bulunanlar: ESRA PER, MEHMET YAZICIOĞLU
kaynak www.artvinansiklopedisi.com

artvin camili(macahel)bölgesinin faunistik özellikleri

Artvin Camili Bölgesinin Faunistik Özellikleri ve Endemik Trichoptera (Insecta) Türleri

From Artvin Ansiklopedisi

Jump to: navigation, search
Trichoptera takımına dahil böcekler, tam başkalaşım geçiren böcekler arasında larva ve pupa dönemlerini akarsu ve göllerde ve ergin dönemlerini bulundukları suların kenarlarında geçiren ve bu nedenle “su kelebekleri” olarak da isimlendirilen hayvanlardır. Türlerinin çoğunluğu bulundukları yerden çok fazla uzaklaşmadıkları için bir bölgenin faunasının anlaşılmasında önemli bilgiler sağlar. Artvin vilayetinin Trichoptera faunası iyi bilinir. Bu bilgilerden, bölgenin çok önemli bir doğal alan olduğu ve bu nedenle de özenle korunması gerektiği sonucu çıkmaktadır.
Artvin ilinin Gürcistan’a komşu olan Camili (Macahel) bölgesinin faunası, tüm Türkiye faunası içinde çok özel bir yere sahiptir. Bölge, Doğu Karadeniz Dağları’ndan derin Çoruh vadisiyle ve Kafkasya’dan Rioni-Kura vadisi ile ayrılmış ve jeolojik dönemler boyunca Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki diğer yerlerden daha uzun süre izole kalmıştır. Karçhal Dağları’nın ormanları subtropik yağmur ormanı özelliğine sahiptir ve insan etkisinden önemli ölçüde korunmuştur. Dağların bu yapısı, içinde barındırdığı hayvan türlerine zengin ve değişik biyotoplar sunar.
Camili bölgesinin değinilen özellikleri, sahip olduğu faunanın zenginliğini ve özgünlüğünü sağlamıştır. Bölge faunası, Kafkasya faunasının bir uzantısından ibaret olmayıp kendi endemik ve relikt türlerine sahiptir. Endemik türlerin yakın akrabaları, komşu Rize ve Trabzon vilayetleri, Kafkasya, Türkistan, Pakistan, Avrupa ve hatta Sibirya’da bulunurlar.
Camili’de bulunan türlerin faunistik analizi, bölgenin bir endemism merkezi olduğunu ortaya koyar. Bu küçük bölge, jeolojik dönemlerde hayvan türleri için önemli bir sığınma alanıydı, bugün de öyledir. Artvin vilayetinde, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bulunan 35 endemik Trichoptera türünün 18’i, yani endemik türlerin % 51’i bulunur. Dağılımları sadece Kafkasya ve Doğu Karadeniz Bölgesi ile sınırlı olan ve Kafkasya endemikleri olarak bilinen türler burada 18 türle temsil edilirler. Komşu Rize vilayeti ile karşılaştırıldığında endemiklik oranlarında belirgin bir azalma görülür: Rize vilayetinde 14 endemik tür ve 13 Kafkasya endemik türü vardır. Bir örnek vermek gerekirse, Rhyacophilidae familyası Rize vilayetinde 1 cins ve 8 türle temsil edilirken, Artvin vilayetinde 2 cins ve 13 türle temsil edilir.
Bölgenin uzun süren izolasyonunun ve endemism merkezi oluşunun bir başka kanıtı da, Kafkasya’da ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin diğer yerlerinde bulunabilen türlerin bölgede bulunmayışları, buna karşılık, bu türlerin en yakın akrabalarının bölgede endemik türler olarak bulunuşlarıdır. Örneğin, Ernodes saltans türü Kafkasya, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin diğer vilayetleri, Doğu Anadolu Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, İran ve Lübnan’da bulunurken, bu türün en yakın akrabası olan Ernodes macahelensis sadece Karçhal Dağları’nda yaşar. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Yukarıda değinildiği gibi, Artvin vilayetinde 18 endemik Trichoptera türü bulunur. Bu türlerden sadece Artvin Camili’de yaşayanlar aşağıda liste halinde verilmiştir.
Kelgena macahelensis Sipahiler, 1999
Enlarge
Kelgena macahelensis Sipahiler, 1999
Tür adı (Trichoptera) Bulunduğu yerler
Rhyacophila borcka Sipahiler, 1996: Gorgit Yayla yolu, Uğurköy, Lodivake
Rhyacophila gorgitensis Sipahiler, 1997: Gorgit Yaylası
Synagapetus gorgitensis Sipahiler, 1996: Gorgit Yaylası, Çikunet Yaylası, Lekoban, Yıldız Gölü çevresi, Lodivake.
Stactobia cermikensis Sipahiler, 1998: Çermik Mahallesi Lekoban yolu.
Stactobia lekoban Sipahiler, 1998: Çermik Mahallesi Lekoban yolu.
Wormaldia dizkiran Sipahiler, 2001: Lodivake.
Apataniana borcka Sipahiler, 1996: Gorgit Yaylası Yıldız Gölü yolu.
Kelgena macahelensis Sipahiler, 1999: Lodivake, Sakatirele Deresi, Düzenli Köyü, Gohinav Deresi, Uğurköy Mereta yayla yolu.
Rizeiella camiliensis Sipahiler, 1999: Mereta Yaylası, Lekoban Yaylası.
Ernodes macahelensis Sipahiler, 1997: Lodivake Efeler Köyü yolu, Uğurköy Didrele, Mereta yolu.
Bibl:Sipahiler, F. 2006. Zoogeographical characteristics of the Trichoptera fauna of Turkey. -1st Conference on Faunistics and Zoogeography of Trichoptera in Europe, Ferrantia, Luxembourg, (Baskıda)
Prof. Dr. FÜSUN SİPAHİLER kaynak  www.artvinansiklopedisi.com

Artvin Dailymotion Video

>