berta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
berta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.03.2010

artvinliler özgür dereler için tarihi berta köprüsünden dünyaya seslendiler

14 Mart Uluslar arası Nehirler Günü’nde Yeşil Artvin Derneği, Derelerin Kardeşliği Platformu, Türkiye Su Meclisi tarafından Organize edilen ve elliyi aşkın kuruluş ve sivil toplum örgütü tarafından desteklenen “Nehirlerimize ve sularımıza sahip çıkalım” konulu basın açıklaması uzun süre konuşulacak bir kalabalıkla Berta Köprüsü üzerinde gerçekleştirildi.
Barajlar nedeniyle sular altında kalacak olan ve Artvin halkı tarafından kurtarılması için çaba gösterilen ve yetkililer tarafından “ Köprüyü bir yere taşımaya gerek yoktur, Baraj kısa bir süre sonra dolar ve sular çekilir, köprü tekrar ortaya çıkar” yanıtı verilen Tarihi Berta Köprüsü üzerinde yapılan basın açıklamasına Artvin’den Rize’ye ve İkizdere’den İspir’e, Arhavi’den Olur’a, Hopa’dan, Yusufeli’e,Şavşat’tan Fıdıklı’ya, Ardanuç’tan Papart’a binlerce suların dostları katıldı.

Düzenleyici ve destekleyici sivil toplum örgütleri adına basın açıklamasını yapan Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Bedrettin Kalın şunları söyledi:
“Sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Geleceğe daha büyük umutlarla bakmamızı sağlayan bu destek ve dayanışma için hepinize selam ve saygılarımızı sunuyoruz.

Su, insan hayatı ve doğa için en önemli unsurdur ve temelde sanılanın aksine sınırlı bir kaynaktır. Bu nedenle günümüzde su kaynaklarının etkin kullanımı ve yönetimi en önemli problemlerden biri olmuştur.
Türkiye, kuraklık ve beraberinde meydana gelecek hastalıklar için en tehlikeli yıl olarak görülen 2025'te, su sıkıntısı çekecek ülkeler arasında gösterilmektedir.
Öte yandan 20. yy.'ın ikinci yarısından itibaren suyu metalaştıran yaklaşımlar sonucunda, dünya nüfusunun kullandığı suyun yönetiminde çok uluslu özel şirketlerin etkinliği artmaktadır. Bu bağlamda, önümüzdeki çeyrek yüzyılda tatlı su kaynakları üzerindeki uluslararası baskıların artacağı ve suyun tam olarak ticari bir meta haline getirileceği anlaşılmaktadır. Ülkemizin ve bölgemizin akarsuları, temiz su potansiyeli ile küresel ısınma sürecindeki Türkiye ve Dünya su sektörünün ilgi alanındadır.
Hatta su konusunda çıkan ihtilafların giderilmesi için uluslar arası adalet divanı veya hakem kararıyla çözülmesi gibi öneriler dayatılmakta ve su kaynaklarının yönetimi değil paylaşımına dönük bir yaklaşım sergilenmektedir.

Öyle ise, su havzalarının bu baskılardan uzak tutulabilmesi ciddi bir irade gerektirmektedir. Biz ülkemizin, yöremizin bütün yöneticilerinin bu iradeye sahip olduklarını düşünmek istiyor ve buna uygun hareket etmelerini bekliyoruz.
Kabul edilmelidir ki doğa-insan ilişkileri varoluştan beri sorunlu olmuştur. Toprak, su ve ormanların kullanımından kaynaklanan sorunlar, günümüzde artarak devam etmektedir ve artık bu durum ciddi bir küresel sorun haline gelmiştir.
Sulak Gezegen olarak adlandırılan yegâne yaşam alanımız dünyanın, üçte ikisi sularla kaplıdır. Ancak bu suların ne yazık ki sadece % 1'inden azı ancak insanın kullanabileceği sudur. Hal böyle olunca su kıt bir kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır.

Öyleyse bu kıt kaynaklar, insanoğlunun sonsuz taleplerine göre değil, kaynağın miktarına göre yönetilmelidir. Enerji ihtiyacı için uygun olan derelerde elbette bazı enerji yapıları yapılabilmelidir. Ancak bu yapıların tüm bölgeye yayılması, vadi ve akarsu sistemini tümüyle parçalaması, bozması, hatta yok etmeye varan ölçüde olumsuz etkilerde bulunması kabul edilemez bir durumdur ve geleceğimize yapılmış en büyük darbedir.
Hidroelektrik santraller ve barajlar, günümüzde Artvin'in, Karadeniz'in ve ülkemizin doğal sistemleri üzerinde büyük tahribatlar yapmaktadır. Aslında tüm yaşam destek sistemlerini tehdit eder boyutlardaki bu etkiler, doğaldır ki bozulmamış ekosistemlere temellendirilmiş turizmin bugününü ve geleceğini de yok etmektedir.
Mevcut uygulamalar; sadece ekolojik değil sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda da geri dönülemez zararlar verecek düzeydedir.
Öte yandan derelerin mevcut hidrolojik düzeni ortadan kalktığı için dere kenarı bitki örtüsü tahrip olmakta, zaten su azlığı nedeniyle yok olmak üzere olan sucul sistem ve estetik bütünlük daha da olumsuz etkilenmektedir.
HES inşaatları, var olan sistemi bozduğu için yerel üretimi sağlayacak her türlü tarım ve hayvancılığı yapılabilir olmaktan çıkarmakta, gelecek için kullanılabilir tüm potansiyel alanları da tahrip etmektedir. Tarımı ve hayvancılığı olmayan bir kırsal alanın işe yaramayacağı ve insanların da artık buradan göç edeceği açıktır.


Dilemiyoruz ve bilemiyoruz!
Belki istenen de budur. Oysa gelecek için umut bağladığımız eko turizm, yerel halk ve onun üretimi olmadan varlığını oluşturamaz ve sürdüremez.
Bunların ötesinde ÇED Yönetmeliği, Elektrik Piyasası Denetleme Kanunu ile Uygulama Yönetmeliği, orman arazilerinin tahsisine ait yasalar, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun gibi bir dizi yasanın içerdiği kimi düzenlemelerin, doğal ekosistemlerin korunmasını zorlaştıracak hatta olanaksız kılacak hükümler içermesi de dikkatle değerlendirilmesi gereken bir başka konudur.
Türkiye, enerji açığını kapatmak için, ucu açık ve tartışmalı gerekçelerle aceleye getirilen, sınırlamaları net olmayan su tahsislerine konu edilmektedir. Mevcut uygulamalar; sosyal, kültürel, ekolojik değerler ve ulusal çıkarlara geri dönülemez zararlar verecek düzeyde sorunlara neden olmaktadır.
Bugün bu toplantının yapıldığı tarihi Berta Köprüsü'de Deriner Barajının göl havzasında sular altında bırakılmak istenmekte olup, daha onlarca tarihi eser gibi yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Enerji üretiminde kullanılacak kaynakların seçiminde çevresel etki değerlendirmesi her geçen gün daha belirleyici hale gelmektedir. Ancak yapılan HES projelerinde hazırlanan ÇED'ler, sadece ruhsat alınan HES alanı için yapılıp, havzaya etkisi irdelenmemektedir. Mevcut ÇED uygulamaları zaten yeterince duyarlı hazırlanmamakta, özellikle en çok zarar gören akarsu ekosistemi ya hiç ya da çok az irdelenmektedir. Tarafsız, ekosisteme ve topluma duyarlı ÇED hazırlanması kamu adına talebimizdir.
"Su berekettir! sudan elde edilen enerji temiz enerjidir! Dünyanın en temiz, verimli enerjisidir!" şeklinde lanse edilen HES'lerin;yapım aşamasında: akarsuya karışan betonarme ve yan katkı kimyasalları, dere yatağına moloz dökümü ve binlerce beton hafriyat nedeni ile,isletme aşamasında ise; akarsuyun akış dengesinin ortadan kalkması sonucu sucul, yarı sucul organizmalar ve ekosistemlerin yok olması nedeniyle, birer çevre felaketi olduğu görmezlikten gelinmektedir.
Ekosistem bir bütündür ve temiz enerji yok etmeyen, sürdürülebilir olan enerjidir. 50 yıllık kar için, Dünyada biyolojik çeşitlilik bakımından korumada öncelikli 200 ekolojik alandan biri olan bölge ekosistemlerini, binlerce yıldır bölgeye bereket sunan akarsu havzalarını, halkı ve tarihi ve kültürel yapıyı yok sayarak elde edilen enerji temiz enerji değildir.
HES yapıları ve iletim hatları için yok edilen yamaçlar ve ormanlar; enerji aktarımı için kurulacak 50 km'ye varan uzunluktaki yüksek gerilim hatlarının insan ve çevreye vereceği zararlar hep göz ardı edilmektedir.
HES yapıları ile alt ve üst havzalardaki ekosistemler birbirinden koparılmaktadır. Oysa havzalar entegre bir sistemdir. Tüm unsurları (insanı, suyu, ormanı, toprağı, hayvanı, bitkisi) ile ele alınması, planlanması, karar verilmesi, korunması ve işletilmesi gereken bir sistemdir.

Özetle, günümüzde artık Entegre Havza Yönetim Planları devreye girmelidir. Entegre Havza Yönetimi Sosyo-ekonomik kalkınma ile koruma arasındaki dengeyi kurar. Koruyarak kullanmanın yollarını geliştirir, üstün kamu yararını gözetir.
Eğer havzalar, bir sistem olduğu unutularak sadece ekonomik gayelerle yönetilirse (yani kullanılırsa), üstün kamu yararı, üstün cüzdan yararı haline dönüştürülür. Kamuya bu yatırımların çevresel yükü kalır.
Sayın Konuklar; biz ülkemiz kalkınmasın demiyoruz. Biz ülkemiz kalkınacaksa doğal kaynakları koruyarak olabileceğini söylüyoruz. Bu amaçla HES projelerinde özetle;
  • ÇED süreci mutlaka adil, tarafsız ve halkı dışlamadan yürütülmelidir.
    • Derelerimiz ve ormanlarımız yok edilmemeli, vadiler pasa döküm alanları değildir ve taş-kaya atılmaları ile tarumar edilmemelidir.
    • Yasal süreci tamamlanmamış projelerin başlamasına asla ve asla izin verilmemelidir. İlgili İl Müdürleri görevlerini korkusuzca yapmalıdır.
    • Enerji ihtiyacımız için, öncelikle en ucuz enerji olarak tasarruf, verimlilik, rüzgâr, güneş ve jeotermal kaynaklar ve benzeri alternatifler devreye girmelidir.
Özellikle dikkat edilmelidir ki; bizim söylediklerimizin doğruluğu, yargı kararları ile de kanıtlanmıştır. Rize İdare Mahkemesi, son Papart Deresi davalarında ve Karadeniz'deki diğer davalarda, Havza Planlaması olmadığı ve ÇED sürecinin bilimsel yöntemlere uygun yapılmadığı için geri dönülemez zararlar oluşacağı gerekçeleri ile yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Verilen kararlar mahkemenin yerleşik içtihadı haline gelmiştir.
Güzel Ülkemizin güzel insanları! Suyuna, toprağına sahip çıkmak, vatana sahip çıkmaktır. Buraya gelerek gösterdiğiniz soylu davranış yarınlarımız için umut olmuş, hepimize güç vermiştir.
Bu nedenle hepinize teşekkürlerimizi ve saygılarımızı sunuyor, mücadelemizde hepinize başarılar diliyoruz. Başarılarımızı kutladığımız şenliklerde buluşmak dileğiyle şimdilik hoşça kalın.
Basın açıklamasını takiben bütün katılımcılar tarihi Berta köprüsü üzerine çıkarak Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan ve yıllardır Yeşil Artvin Derneğinde çalışmalar sürdüren Yeşil Artvin Derneği eski Başkanı ve Kılıçkaya Belediye Başkanı Erdoğan Gazihan’la beraber üzerinde “Bırakın akayım özgürlüğüme dokunmayın” yazılı siyah çelengi köprüden nehre bıraktılar. Basın açıklaması horonlarla son buldu.


Basın Açıklamasını düzenleyen ve katkıda bulunan kuruluşlar.
Yeşil Artvin Derneği
Türkiye Su Meclisi
Derelerin Kardeşliği Platformu

Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği (Ankara)
Ardanuç Su Meclisi
Ardanuç Esnaf Kefalet Kooperatifi
Güleş Köyü Muhtarı ve sakinleri
Artvin S.S. 1 Nolu Motorlu Taşıyıcılar Koop
Fındıklı Dereleri Koruma Platformu
Peynirli Köyü Muhtarlığı ve sakinleri
Hopa Bir Yaşam Kültür ve Ekoloji Derneği
Serdarlı Bağbaşı Pehlivanlı Derneği
TORTUM-Dikmen Vadisi Halkı
Yusufeli Kültür Derneği
Türkiye Değişim Hareketi Artvin İl Başkanlığı
Çamlıkaya'yı Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneği Olur
Bursa Su Platformu
Ardanuç Esnaf Sanatkarlar Odası
Erenler Köyü Dayanışma Derneği
Altıparmak Köyü Doğayı ve Kültür Varlıklarım Koruma Derneği
Kılıçkaya Kültür Turizm ve Kalkındırma Derneği
Kılıçkaya Belediyesi
Artvin Ziraat Odası
Artvin Barosu
Artvin İl Genel Meclis Üyesi Dinçer Keser
Meydancık Papart Dereleri Platformu
Ardanuç Merkez Muhtarılığı
Irmaklar Bölgesi Doğal Kaynaklan Koruma Derneği
Kutlu Köyü Muhtarı ve sakinleri
Ardanuç Şoförler ve Otomobilciler Odası .
TEMA Vakfı Artvin Temsilciliği
ADD Artvin Şubes,
DİSK Artvin Şubesi
ArtvinEsnaf Sanatkarlar Odası
Artvin Ticaret Odası Başkanı
CUMOK Artvin İl TemsilcisiTDH İlçe Bşk.
Artvin Esnaf Sanatkarlar
Ferhatlı Köyü Muhtarı ve sakinleri
Bulanık Köyü Muhtarı ve sakinleri
Bulanık Köyü kalkındırma ve dayanışma Derneği
Sarı Budak (Melo) Köyü Muhtarı ve Sakinleri
Mısırlı Mahallesi Muhtarı ve Mısırlı Mah. sakinleri
Çoruh Vadisi Ardanuç Derneği
Şavşat Derelerin Kardeşliği Platformu
Ardanuç Muhtarlar Derneği
Artvin Zihinsel Özürlüler Derneği
Mimarlar Odası Artvin Temsilciliği
Ardanuç Kültür Turizm Derneği
Artvin 78 liler Derneği
Artvin İli Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği
Eğitim Sen Ardanuç Temsilciliği
İstanbul STK May-Der
Artvin İş Adamları Derneği
DemirKöy ( Nizgivan) Köylüleri
Makine Mühendisleri Odası
Eğitim- Sen Artvin Şubesi
Artvin Şoförler Cemiyeti başkanı Ahmet Alpaslan başkan yardımcıları
Oruçlu Köy Muhtarlığı
Artvin Belediye Başkanlığı
Ardanuç Belediye Başkanlığı
Şavşat Belediye Başkanlığı
Artvin Ticaret ve sanayi Odası
Meydancık Belediye Başkanlığı
Artvin Motosiklet Kulübü
Ankara'da Kurulu bulunan 15 Artvin Derneği ve İki Artvin Vakfı
Artvin Çoruh Üniversitesi öğrenci Konseyi
Artvin Halk Evleri Şubesi
OR- KOP
CHP, DYP, MHP, ÖDP, Artvin İl ve İlçe Örgütleri

13.12.2009

artvin berta ( ortaköy) hakkında bilgiler

Berta Hakkında Bilgiler


Merkez Ortaköy'ün eski adı. Aynı zamanda eski nahiye merkezi Ortaköy'e bağlı köyleri( BağcılarOpiza), Pırnallı (Porta), Sakalar (Saltetri), Çimenli (Cimerk), HamamlıDolishana),Alabalık(Kaçhal) ) de içine alan bölgenin adıdır. Karçhal Dağı zirvesinin güney etekleri ve bunlar arasındaki derin vadiler ile kuzeydoğu-güneybatı istikametinde akan ve Çoruh Nehri'nin bir kolu olan Berta Deresi'nin vadisi arasındaki Dolishana(Hamamlı) köyü ile Porta(Pırnallı) köyü arasındaki bölge olarak tarif edebiliriz.] ( (

Etimoloji

Berta isminin kökeninin Prof. Bilge Umar, kitabında Ermenice kale anlamındaki "Pert" ten gelebileceğini iddia ediyorsa da, gürcüce yaşlı ve aynı zamanda keşiş anlamına gelen "beri" kelimesine -ta çoğul ekinin eklenmesi ile oluşan "yaşlılar, keşişler yeri" kelimesinden gelmiş olması daha mantıklı bir açıklamadır.
Bölgedeki altı köyün tamamında Türkiye türkçesi Ahıska Ağzı ile konuşulmaktadır. Kullanılan yöresel kelimelerde gürcüce kelimeler önemli bir yer tutarken, ermenice ve azeri türkçesinden geçmiş kelimeler de bulunur. Ayrıca bir çok kelime de eski anadolu türkçesindeki haliyle kullanılagelmektedir.

Eski cami
Enlarge
Eski cami
Berta 8. ve 9.yy lardan itibaren önemli Gürcü kültür merkezlerinden biriydi. Tarihi Klarceti
Bu manastırlardan Berta Manastırı,Opiza Manastırı,Daba Manastırı,Parehi Manastırı,Handzta Manastırı,Gunatlis Vani Manastırı,Midznazori Manastırı,Tskarostavi Manastırı,Cmerki Manastırı,Dolishana Manastırı Berta bölgesi sınırları içindedir.
1122 yılında Tiflis'in geri alınması ile önemini kaybeden bölgede manastırlar 15.yy a kadar faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı(93 Harbi) sonucunda yapılan Berlin Antlaşması ile Rusya'ya savaş tazminatı olarak verilen bölge içinde kalan Berta'dan da önemli göçler olmuş, İstanbul,Şile'deki Üvezli, Kömürlük, Kervansaray, Bıçkıdere, Oruçoğlu, Ulupelit ve Darlık, Bursa'daki ArabayatağıSoğukpınar köyleri Berta'dan göç eden 93 göçmenleri tarafından kurulmuştur. 93 harbini takiben de Berta'dan bu köylere göçler sürmüş, kurtuluş savaşı sonrası bir miktar geri dönüş olsa da günümüzde de devam etmektedir.
ve
bölgesindedir. İslam ordularının Tiflis'i ele geçirip Kartli krallığını yıkması üzerine Bagratlı hanedanına mensup I.Aşot(780-826) Ardanuç kalesini imar edip kendisine başkent yapmış, burada hızla hakimiyetini güçlendirerek Bizans imparatorlarınca Ermeni ve gürcü beylerine verilen "sarayın bekçisi" anlamındaki "kuropalat" ünvanını alan ilk gürcü beyi olmuştur. Bölgedeki imar faaliyetlerini desteklemiş, Rahip Grigol Handzta(759-861) tarafından yapılan manastır inşaatlarına ve eski manastırların restorasyonuna destek vermiştir.Böylece felsefe ve teoloji merkezi haline dönüşen Tao-Klarceti bölgesi "Gürcistan'ın Sina'sı" diye ünlenmiştir.

9.12.2009

halil tavşanın artvin berta karçal dağı gezisinden...







halil tavşan ın artvin berta karçal dağlarına yaptığı geziden bir enstantane...2009. muhteşem bir doğa görsel şölen sunuyor bizlere.dağın 2500  m.rakımlı  yamacından hızka akan  ismi akpınar olan akarsu hızla berta deresine kavuşmak için acelesi varmış gibi çağlamakta...

                   by.livaneli

13.11.2009

Berta altyapı tanıtımı

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliğini  alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır. 

Altyapı bilgileri

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi  ve kanalizasyon  şebekesi yoktur. ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı  vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol stabilize olup köyde elektrik  ve sabit telefon vardır.by livaneli

ortaköy (berta ) tanıtım



Merkez Sebesgil mahallesinden bir görünüm




Enlarge
Merkez Sebesgil mahallesinden bir görünüm
İl merkezine bağlı köy. Eski adı Berta. İl merkezine 40 km uzaklıkta, Artvin-Şavşat yolunun 32. km'sinden 9 km mesafededir.
Artvin Merkez ilçeye bağlı en büyük köydür. Nüfusu 2000 yılı kayıtlarına göre 1650 dir.
1950 yılında Bağcılar (Opiza), Pırnallı (Porta), Sakalar (Saltetri), Çimenli (Cimerk), Hamamlı (Dolishana),Alabalık(Kaçhal) köylerinin bağlı bulunduğu bir nahiye merkezi haline getirilen köy, 1979 yılında tekrar köy statüsüne döndürülmüş, bugün bu köylere hizmet veren sağlık ocağı, Jandarma karakolu, PTT, Orman İşletmesi gibi devlet kuruluşlarının bulunduğu bir merkez köy durumundadır.
Mahalleleri: Duganala (Kaşıklı), Kokvar (Uyanık), Zakerol (Kalkanlı), Ecvanta (Çalışkanlar), Dablecet (Akbudak), Çedliyan (Soylu), Atanasur (Yenice), Ketket (Hekimoğlu), Şenatur (Topluca), Nukavur (Tosunlu), Kohezela (Yıldızlı), Koçoğullar, Sebesgil (Gündüzlü), Gulavur (Onbaşıgil), Corasa (Oymaklı), Sakusel (Çakmaklı), Didigara (Çatalca), Tanzilavur (Atabeyler), İmamgil, Tavkezelar.
Yaylaları: Büyükdağ Yaylası, Duganala, Karçal, Bikinala.
Kaynak: www.bertali.com

10.11.2009

tüm artvin bertaya selamlar..


tüm bertaya gurbetten selamlar .siteme yorumlarınızı beklerim.

Artvin Dailymotion Video

>